|
Günaydın Gelecek,
28. sayımızda "gelecek mimarlarımız”la ilkbahar ayının başlarında bir kez daha buluşurken öğretmen olmanın ne anlama geldiğini sorgulamak istedim ve gördüm ki bir yandan bunun anlamının otantik olarak bilincinde olanlar olduğu kadar dramatik olarak bu bilinçten çok uzak olanlar da var.
Otantik biçimde öğretmenliğin ne olduğunun bilincinde olanlar daha ziyade öğretmen olmanın manevi değerine ağırlık vermekteler. Bu gurupta olanlar öğretmen olmayı daha çok duygusal ve şairane bir biçimde ele almaktalar ve idealist açıdan konuya yaklaşmaktadırlar.
Bu tür yaklaşımlardan birine Türk Hukuk Sitesi'nde rastladım. Öğretmenlikte 32 yılını dolduran Ayfer Gökçen adlı öğretmenimiz "Öğretmen Olmak" adlı yazısında şöyle tanımlıyor öğretmenliğin ne demek olduğunu: Bir sevdadır öğretmen olmak... Hani yemeden içmeden kesen; hani sevdiğine pervane olan; yani gözü başka bir şey görmeyen bir sevda...Bir kara sevda desek daha doğru olur. Hiç düşündünüz mü neyin sevdasıdır bu?
Öğretmenlikteki ilk öğrencilerinin bulunduğu toplu bir fotoğrafl a süslediği yazısında bakın nasıl devam ediyor öğretmen olmanın ne demek olduğuna: Damardan verilmiş bir güçtür öğretmen olmak... Aç kalmayı, açıkta kalmayı, iklimlerin değişkenliğini, mevsimlerin zorluğunu unutmaktır size imrenerek bakan çocuk gözlerde... Hani gerçek sanatçılar vardır bilirsiniz. İçleri yanıp, gözleri buğu-lanmış ve yürekleri kan revanken bile izleyicilerini hiç unutmazlar, unutmak ellerinde değildir çünkü... İşte böyle bir duygudur öğretmen olmak. Sınıfa girdiğiniz anda sorunlar, dertler, acılar, hüzünleryok olur. Çünkü sizi bekleyen, ağzınızdan çıkacak sözcüklere bakan çocuklarınız vardır. Nasıl unutabilirsiniz! Nasıl yok sayabilirsiniz! Nasıl bana ne diyebilirsiniz! Öğretmen olmak bir yürek işidir. Çünkü beyninizle yüreğinizi birleştiren bir köprüdür.
Dramatik olarak bu bilinçten yoksun olanlar daha ziyade öğretmen olmanın maddi ve statü değerine ağırlık vermekteler. Bu gurupta olanlar öğretmen olmayı daha çok, kazanç kapısı olarak görmekte, karamsar bir biçimde ele almaktalar ve idealizmden yoksun bir açıdan konuya yaklaşmaktadırlar.
Bu tür yaklaşanlar çoğunluktalar. Yazılı ya da görsel basında binlerce ör-nek görmekteyiz her gün bu tür yaklaşımlara. Geçim sıkıntısı nedeniyle ek iş yapan öğretmenler, istifa edip başka bir iş yapan öğretmenler, özel okullara geçenler, özel ders verenler, siyasal olarak güç kazanmak isteyenler, ek ders kavgası yapanlar vs.
Her iki gruptakiler bana göre eksik ya da tek yönlü bakmaktalar öğretmen-liğin ne olduğuna. Çünkü öğretmenlik mesleğinin hem ideal hem de meslek olma özelliği vardır, bunlar asla birbirinden bağımsızmış gibi ele alınamaz ve bir yönü diğer yönüne tercih edilemez biçimde bütünlük arz eder.
"Gelecek mimarları"nın görmek zorunda oldukları bir gerçek vardır ki öğ-retmenlik hem gerçek gözle hem de gönül gözüyle görmeyi gerektiren, hem beyinlerin hem de gönüllerin eğitimini zorunlu kılan bir idealist mesleğidir. "Gelecek Mimar”lığı elbette kolay olmayacak.
Gelecek sayıda geleceğe günaydın deme cesareti gösterebilme dileğiyle... Prof. Dr. Mehmet Durdu KARSLI |